Türkiye-Çin Geçmişi

Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin gelişmesi diplomatik ilişkilerin 1971’de başlatılmasının ardından 1980’lerin başına rastlıyor; 1990’lı yılların sonlarında hareketleniyor. Bugün ise Türkiye, Çinliler için önemli bir kazanç kapısı, Önceleri keşif amaçlı bavul ticareti ile gelmeye başlayan Çinliler, kısa zamanda Türkleri de ucuz Çin mallarıyla cezbediyor. Ankara Ticaret Odası’nın verileri, 2002-2007 yılları arasında Çin’in ithalattaki payının 90 2,7’den 96 7,8’e çıktığını gösteriyor. Ancak, 2007’de Çin’den yapılan ithalat 13 milyar 234 milyon dolar iken, Çin’e ihracatımız bu rakamın çok altında kalıyor: 1 milyar 40 milyon dolar.

Asya Pasifik Uzmanı Altay Atlı, “Bizim zihniyet değişimimizin hızı ile Çin’in değişim hızı arasında ciddi bir fark var” diyor. Atlı’ya göre, bunda, ilk dönemlerdeki “…her Çinliye bir portakal satsak zengin oluruz” algısının payı var. “Çin hızla değişirken, biz onu yaklayamadık ve ara giderek açılıyor. Şu anda Çin’in ekonomik büyümesinden fayda sağlamanın yolu Türk özel sektörü tarafından büyük ölçüde oradan yapılacak ucuz ithalat olarak görülüyor. Oysa ABD’liler, Avrupalılar ve Japonlar orada üretim yapmaya odaklı çalışıyor. Sadece “ithalat çok yüksek” deyip hayıflanmaktansa, daha geniş bir Çin vizyonumuz olmalı; ihracatı nasıl artırırız, yatırımları nasıl artırırız, soruları üzerinde çalışmalıyız.”
21.      yüzyılın İpek Yolu konuklarından, yerleşmek üzere Türkiye’ye gelenlerin tercihinde belirleyici olan da ekonomi. “Türkiye’de yaşam daha kolay” diyor Bayan Liu Let. İstanbul’da Çin malları ticaretinin kalbinin attığı Eminönü ndeki Şark Han’da hediyelik eşya ticareti yapıyor. Han’ın içinde ağzına kadar Çin mallarıyla doldurulmuş dükkânlar, Pekin’deki kapalı marketleri hatırlatıyor. Çin’e has baharat kokusu ve kırmızının en can alıcı tonları birarada. Plastik oyuncaklar, şeffaf şemsiyeler, büyüklü küçüklü sepetler, biblolar, gözlükler, saatler, aynalar, cüzdanlar, çantalar, spor malzemeleri, elektronik eşyalar…
Çinli dostlarımın bana hep dünyanın küçük olduğunu hatırlatan sürprizlerinden biri Şark Han’da karşıma çıkıveriyor. Geçen yaz Pekin havaalanında, taşıdığı yüklere yardım ettiğim ve karşılığını verebilmek için bana kartını uzatan Liu Lei ile karşılaşıyorum. Han’da sadece onunla konuşabiliyorum. “Benim Türk pasaport var, sorun değil ama hakkımızda o kadar kötü haber yapıyorlar ki… eğer arkadaşım olmasaydın konuşmazdım…”
Liu Lei, 2001’de Türkiye’ye gelmiş. Kendisi gibi ticaretle uğraşan eşi ile 2003’te evlenip Türk vatandaşı olmuş. “Gelmeden önce Türkiye hakkında bildiğim tek şey Müslüman olduklarıydı,” diyor.

0 Comments

Leave a Comment

Your email address will not be published.

Kiralık Villalarımız Hakkında Bilgi Almak için sizi Aramamızı İster misiniz ?