Tampon Afganistan

Tampon devlet Afganistan, Orta Asya’da Büyük Britanya ve Rusya arasındaki tarihi “amortisör” olarak, yıllar önce sınırlarına “Girmek Yasaktır” tabelası dikti; tüm beyaz adamlara ve Hristiyanlara “Kastedilen sizsiniz” uyarısı yapılıyordu. Ülke, ticaret ve imtiyaz avcılarına, misyonerlere, özellikle de tüm askeri ve siyasi avcılara karşı, kaçak avcıların deyimiyle söylemek gerekirse, “ava kapatıldı.” İngilizler, “dünyanın çatısı”na bitişik bu yüksek, engebeli bölgeyi Hindistan’dan işgal etmek için şanslarını defalarca zorladı. Elçileri birkaç kez katledildi, geri çevrildi ya da Kâbil’in korkunç, kasvetli kalesinde eşleri ve çocuklarıyla zindana atıldı. Bir keresinde de beyazların geri çekilen bir ordusu neredeyse “kanlarının son damlasına” ve tek bir asker kalıncaya dek çarpıştı; kemikleri Kâbil’den Hindistan sınırına kadar yollara saçıldı. Romantik Doğu’ya özgü tüm o masalların katışıksız bir dram, tempolu ve insanın yüreğini hoplatan olaylarla örülü bir aksiyon, büyüleyici ve müthiş bir final sergileyen hiçbir bölümü, İngilizlerin Afganlılarla savaşının bu öyküsünden daha merak uyandırıcı değildir. Ruslara gelince, onlar da parlak ve azametli Çarlık günlerinde kuzeyden, Türkistan bozkırları üzerinden şiddetli saldırılar düzenleyerek, her an tetikte bekleyen Afganlıları savaşçı Kazaklarla karşı karşıya getirdiler.

Ama “Girmek Yasaktır” tabelası hâlâ dikili duruyor. Yabancılar, Afganistan’da yüzyıl önce olduğu gibi güler yüzle karşılanmıyor artık. Bugün Tibet’in yasak şehri Lhasa bile bağnaz aşiretlerin, kayalık arazilerin, çöllerin, sulak vadilerin ve daha haritası bile çizilmemiş yüksek dağ sıralarının bu yabani, dünyadan kopuk diyarının başkenti, sıkıntılı ve kuşkucu Kâbil kadar dışa kapalı değil.

0 Comments

Leave a Comment

Your email address will not be published.

Kiralık Villalarımız Hakkında Bilgi Almak için sizi Aramamızı İster misiniz ?