KAZ DAĞLARI VE SARIKIZ EFSANESİ

ZEUS DUYMAZSA SARIKIZ DUYAR 
“Sevgili Sarıkız, biliyorum çok işin var, bu dilekleri yerine getirebilmek hayli zor olmalı. Dileğim İnternetli bir bilgisayarımın, bir de cep telefonumun olması.”
1720 metrede, kutsal Kaz Dağı’nın Sarıkız Tepesi’nde, çılgın bir rüzgar defterin yaprak­larını hızla çeviriyor.
…Fatihime iş, Alpime kurmaylık, bana da bir ev almak nasip olsun inşallah… Asker yolu bekleyen ablama sabır bana da devletten bir maaş… Sınıfı geçmeme yardım et… Musta­fa’yla evlenip mutlu olmak, sarışın, mavi göz­lü ikiz çocuklar doğurmak istiyorum… İlk ço­cuğum çok hasta, lütfen ikincisi sağlıklı ol­sun… Sevinç’i seviyorum, evlenirsek düğünü­mü bu tepede yapacağım …

Uğultulu bir tepede, taş duvarlarla çevrili da­racık, kuytu bir köşede, kadınlar ve çocuklar mum yakıyor, dualar edip Sarıkız’a yakarıyor. Paşadağ’dan gelen kalabalık bir aile, köyden getirdikleri koyunla birlikte türben in etrafında üç kez döndükten sonra, hayvanı kesmeye hazırlanıyor . İstanbuldan, Trab­zon’dan, Almanya’dan gelenler var. Özge 15 yaşında, Tunceli’de doğmuş, Almanya’da yaşıyor. Annesiyle birlikte mum yakıyor. Dersle­rinde başarılı ve bütün aile sağlıklı olsun isti­yor… Yerden taş alıyor, çantasına koyuyor. Duvara gömülmüş metal çekmeceyi açıp def­ teri çıkarıyor ve boş bulduğu bir sayfaya yazı­yor .Zeytinli köyünden yukarılara çıkan 30 km’lik toprak yoldan akın akın araçlar geli­yor. Tepeye bir buçuk saatte varılıyor. Var­dıktan sonra da yürüyerek tırmanmak gerekiyor. Yol boyunca, traktörlerin arkasında, yorganlarını yüklenmiş insanlar var. Atının üzerinde, ekmek taşıyan yaşlının, yukarıya ulaşabilmesi en az dört saat sürüyor. 
Adatepe yakınlarındaki Zeus Altarı… Bir ka­dın hararetle cep telefonuyla konuşuyor, “Meltem, biz Zeus’tayız . Manzara harika.” Ağaçlara naylon ve bez parçaları bağlanmış. Dalların yeşili görünmüyor. Edremit Körfezi uzanabildiğine uzanmış, ayaklar altında. 
Bir zamanlar, İda Dağı’nda, Zeus’un kudreti­nin odaklandığı kutsal yer, Kartal Çimen Düzlüğü olarak anılırdı. Şimdi bu düzlükte, her 15 ağustosta dokuz köyden gelen Türkmenler çadırlarını kuruyor. Uzun bir süredir burası Sarıkız’ın Kaz Avlusu . 
Kaz Avlusu’nda çadırlarının önünde iş yapan kadınlar anlatıyor: “Siz nasıl kampa gidiyor­sunuz biz de kamp kuruyoruz buralarda. Ço­cuktuk geldik, kız olduk geldik, gelin olduk geldik… Yüzyıllardır geliyoruz. Bilişimize gö­re Sarıkız iftiraya uğramıştır. Dileğimiz olsa da olmasa da, kara gözlü kuzu kesiyoruz.” Fotoğrafını çektiğim genç kadın, adresini ve­riyor. İsmini soruyorum, “Yeter Aşar” diyor . “Yol olmaz” diyorum, “isim de lazım.” Tekrarlıyor, “Yeter Aşar.” Bütün kadınlar gülmeye başlıyor … En çok gülen de, Yeter Aşar… Kaz Dağı, özellikli bir coğrafya. Doğası, tari­hi ve geçmişten bugüne birbirine dolanarak gelen masallarıyla, tatilde bile olsanız, üze­ rinde düşünmeden edemeyeceğiniz bir yer. Gerçeğe yakınlaşan efsaneler, yaşanan düş­ler, gücünü hissettiren tanrılar buradan hala çok uzakta değil. 
Kaz Dağı binlerce yılın ardından bugün hala kutsal ritüellere sahne .Sarıkız şenliğinin tam olarak ne zaman ve nasıl başladığını pek bi­ len yok. “Neden Sarıkız’a adak adıyorsu­nuz?” sorusu kafaları fazlasıyla karıştırıyor. İda Dağı ya da Türkmenlerin buraya yerleşme­ siyle birlikte benimsenen ismiyle Kaz Dağı’nda, eskiden beri tanrılar ve tanrıçalar oturduğundan, burası kutsallığını hep koru­ muş. Bugün yeryüzünde sadece iki İda Dağı var. Biri Girit’te diğeri de burada. Tüm zaman­ların en popüler kitabı olan Homeros’un yaz­dığı “İlyada” bir dönemi ve bu mekanları an­latıyor . Bugün tüm dünya, çok tanrılı zaman­larda, Zeus’un ara sıra uğrayıp savaşları seyrettiği, insan kaderi üzerine kararlar verdiği İda Dağı hakkındaki mitolojik öyküleri bu sayede biliyor. 
Kartal Zeus’un işareti olan kaz ise Anado­lu’ya gelen Türkmenler için kutsaldır. Şama­nizmde önemli bir yeri vardır. Akıl, namus ve saflık simgesidir. Şaman ritüellerinde kullanı­lan davulların üzerinde kaz ve kartal motifle­ri bulunurdu. Türkmenler Müslümanlığı ka­bul ettikten sonra da, kıyafetlerine, kilimleri­ ne ve mezar taşlarına kaz ayağı işledi. Hali­karnas Balıkçısı, “Hey Koca Yurt” kitabında, Türkmenlerin iç giysiler inin yakalarına ve omuzlarına üçgen içinde çaprazlama kaz ayağı işlediklerinden bahsede r. Türkmenler, bunun uğur ve bereket getirdiğine inanırlar. Orta Asya’dan Anadolu’ya gelirken Müslümanlığı kabul etmiş olsalar da, Türkmenler sahip oldukları Şaman kültürünün izlerini sil­memişler. Gittikleri yerlere taşımışlar, orada­ki inançlarla kaynaşmışlar. Sarıkız Türbesi ya da Zeus Altarı, pagan ya da Şaman, Anadolu insanı için pek fark etmiyor. O, kutsal olduğuna inandığı her yerde adak adıyor. Ken­di inanışını savunmayı bildiği gibi, çok kültür­lü bir yapısı da var. 
Zeus’un mekanı İda Dağı’nın kutsallığını bu­gün Kaz Dağı’nda yaşatıyor Türkmenler. Pek değişen bir şey yok. Zirve yine ulaşılması zor, yine tanrısal… Kibele, Artemis ve Merye­m ana gibi Anadolu’daki ana tanrıça kültünün bir uzantısı, belki de son temsilcisi, Sarıkız. Defterden bir sayfa daha: ” Sevgili Sarıkız, ço­cukken seni göklerde görürdüm. O zaman­dan beri bana hep güç verdin. Kutsalsın ve bunu unutmamalısın .”

Sarıkız Efsanesi 

Bir zamanlar Kaz Dağı’nın bir köyünde, sarı saçlı bir kız yaşarmış, kızın dillere destan gü­zelliği herkesi kıskançlıktan çatlatırmış . Zaman içinde, Sarıkız hakkında söylentiler ve uğur­suzluk getirdiği dedikoduları yayılmaya başlar . Babası, kızının namusunu korumak için onu Kaz Dağı’na götürüp bırakır. Sarıkız, bir gün yalnız başına dağda dolaşırken karşısına bir kaz çıkar ve ona birkaç yumurta verir. Sarıkız, yumurtalardan çıkan kazlara çobanlık etmeye başlar. Günün birinde, Sarıkız fırtınaya yakala­nan iki yolcuyu kurtarır. Yolcular herkese bu ermiş kaz çobanı kızdan bahseder. Bu haber yaşlı anne ve babasının da kulağına gider. 
Yaşlı çift, Kaz Dağı’na vardıklarında kızlarını nur içinde görürler. Sarıkız susayan anne ve babasına avucuyla su içirir Suyu nereden bulduğunu sorunca da, “Elimi uzatıp deniz­den aldım” der. Baba kızının ermiş olduğunu anlar, onu terk etmiş olmaktan pişmanlık duyar ve orada kahrından ölür. Sarıkız babası­na yüksek bir tepede mezar yapar. Kendisi de bir zamanlar Zeus’un mekanı olan Kartal­ çimen Düzlüğü’ne yerleşir. Kazlarının uzaklara gitmemesi için de eteğine doldurduğu taşları savurarak Kaz Avlusu’nu yapar. Çare­siz insanlara yol gösterir, umut verir. Bir süre sonra, o da ölür ve yöre insanları yüksek bir tepeye anıt mezarını yaparlar.
0 Comments

Leave a Comment

Your email address will not be published.

Kiralık Villalarımız Hakkında Bilgi Almak için sizi Aramamızı İster misiniz ?