İran Hayatından Kısa Kısa..

İranlı kadının mutluluğu ve toplum içindeki konumu genelde çocukları- na bağlıdır. Onun en büyük dileği efendisine erkek evlatlar sunabilmektir. “Oğulsuz erkeğin gözünde fer ışımaz” burada yaygın bir atasözüdür. Adını sürdürecek bir vârisi olmayan erkek, kendisini toplum önünde aşağılanmış sayar. Bir bebeğin doğumuna yakın iki beşik ve iki takım bebek kıyafeti hazır edilir. Doğan çocuk erkekse, ipekten bir beşiğe yatırılır ve nakış işli giysiler giydirilir; çocuk kızsa, onun payına pamuk beşik ve sıradan giysiler düşer. Ebe haberi babaya vermeye korkudan titreyerek gider; çünkü öfkelenen baba, oğlan müjdesini verdiği takdirde ödüllendireceği bu bahtsız kadının falakaya yatırılmasını buyurabilir. İran erkeği dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren tüm yaşamı boyunca —ve hatta sonrasın- da— her şeyin kesinlikle en iyisine, kadın ise en kötüsüne layık görülür.

Varlıklı ailelerde erkek çocuk eğitimini bir molla’dan alır; ondan bir kadın okuma yazmayı ve tek kelimesini anlamasa bile Kuran’ı Arapça ezberden O okumayı öğrenir. Sekiz yaşlarında iken kadın çevresinden az çok uzaklaştırılır. Artık ona at binmeyi ve silah kullanmayı öğreten hizmetkâr–Onların gözetiminde, yaşamını babası ve onun erkek arkadaşlarıyla geçirmeye başlar. Kıyafeti babasınınkinin bir modelidir —kenarsız astragan bir şapka, Avrupa kesimi pantolon, çoğu bel kısmından pilili redingot, Kirman şalından yelek ve çoğunlukla yanları esnek potinler. Artık babasının ziyaretlerinde ona eşlik edecek, çok geçmeden de İran görgü kurallarının inceliklerini; soylulara, resmi görevlilere, din adamlarına, tüccarlara ve başka sosyal sınıflara doğru unvanlarıyla hitap etmeyi ve her birine ne kadar iltifat etmesi gerektiğini öğrenecektir.

0 Comments

Leave a Comment

Your email address will not be published.

Kiralık Villalarımız Hakkında Bilgi Almak için sizi Aramamızı İster misiniz ?