Bir Müslümanın Haccı

Kalabalık Mescid-i Haram’ın büyük avlusunu doldurmaya başlarken, Kâbe’ye bakan balkonumuza yerleştik. Ben parmaklığın yanına oturdum ve hızla kalabalıklaşan hacı topluluğu ışığın mavimsi parıltısı altında Kâbe’ye doğru akarken, ezberimden Kuran okumaya başladım. İnsanların yüzlerini ve başlarını ayırt edemiyordum; sadece, hoş bir şekilde kumaşla örtülmüş Beytullah’ın çevresinde dönen bir insan denizi görüyordum.

Görüntünün büyüsüne kapılmış bir haldeyken, zihnim Allah’ın buyruklarını bize ileterek bu manevi coşkunun arkasında duran ve bu buyruklar doğrultusunda bu insanların günlük yaşamlarını biçimlendiren, onlara manevi ve ahlaki açıdan rehberlik eden, yaşamlarına bir kesinlik ve rahatlık getiren ve onları dünyanın dört bir köşesinden buraya çeken o mütevazı insanın ne denli muazzam bir et- kiye sahip olduğuna dair düşüncelerle dolup taşıyordu. 

Hz. Muhammed’i zihnimde, Kâbe’nin içinde, onu kirleten putlardan temizlenmiş olduğu halde namaz kılarken canlandırdım. Bir an için gözlerimin, önümdeki gerçek duvarların içine işlediği ve bakışlarımın Kâbe’nin içindeki geniş boşlukta ve üç ahşap direğin taşıdığı tavandan sarkan altın ve gümüş lambaların üzerinde dolaş- tığı sanısına kapıldım. Keşke o çatının altında ibadet etme, onun mermer döşemesinde secdeye varma ayrıcalığına sahip olsaydım. Ama Kâbe’nin kapıları çok az vesileyle açılır; bunların başında da, her yıl Suudi kralının bizzat katıldığı yıkama merasimi geliyor.

Bir Müslüman’ı büyük fedakârlık, sıkıntı ve harcama gerektiren böyle bir yolculuğu, bu kadar istek ve sevgiyle yapmaya iten şey nedir? Hac farizasını oluşturan ibadetler ne gibi bir anlam taşır?

Her birimiz kalbimizde ilahi bir parça taşırız. Ana rahminden çekilip çıkarıldığımız ve ağlayarak dünyaya adım attığımız andan itibaren, tüm enerjimizi mutluluğun peşinden koşmak için harcarız.

0 Comments

Leave a Comment

Your email address will not be published.

Kiralık Villalarımız Hakkında Bilgi Almak için sizi Aramamızı İster misiniz ?