Acı Dolu Mübadele Yılları – İzmir

Tekirdağ’a 28.000 kişilik bir göçmen kafilesi, konaklamak için yamaçlardan aşağı, rüzgârın süpürdüğü kumsala indi ve Issız kalan iç bölgelerde hasatları tarlalarda çürürken, açlıktan ölme derecesine gelinceye kadar orada kurtarma gemilerini bekledi.

Söylentiler o kadar etkili olmuştu ki, insanların sel gibi aktığı Edirne’den ilk altı günde 60.000 kişi geçti. İlerleyen kervanlara İstanbul’a en yakın yerlerden gelenler, birkaç hafta sonra göç güzergâhında kedi ve köpeklerin açlıktan birbirlerinin leşlerini yediği terk edilmiş köyler gördüler.

Kolayca çamura saplanan arabalarını hafifletmek için inip güçlükle yürümeye çalışan erkekler ve kadınlar, Balkanlar’ın başına bela olan binlerce komitacı’nın pusu ve baskınından kendilerini korumak amacıyla yanlarında çifte taşıyordu. Arabaların çoğu Dedeağaç ya da Edirne’ye, kadın önde öküzleri güder, kocasının bedeni tahıl çuvallarını örter vaziyette girdi.

Meriç Nehri’nin kabarmış sularını geçen 300.000 kişi batı kıyılarına yayıldı; ve böylece toplamı 700.000 kişiye ulaşan büyük göçün üçüncü dalgası Yunanistan sınırını aşmış oldu.

Peki bu arada, Yunanistan’ın resmen kapalı olan kapılarının ardında neler oluyordu? Hiçbir önemli doğal zenginliği olmayan küçük bir ülke olarak Yunanistan, on yıldır süregelen seferberlikten ve aralıklarla devam eden savaşlardan yeni çıkmıştı. Bu savaşlar yakın zamanda yenilgiyle sonuçlanmış, ülkenin kendisini çok büyük çapta bir göçmen hareketinin ortasında bulmasına yol açmıştı. Mübadele’nin nihai sonuçları bir tarafa, Yunanistan İz- mir’den çekildiği yıl içinde 1.250.000 göçmeni topraklarına kabul etmişti. Toplam nüfustaki yüzde 25’lik bu sıçrama, ülke çapında her dört vatandaşa evsiz ve genellikle yoksul bir kişinin daha eklenmesi anlamına geliyordu.

Ve şimdi Lozan, 30 Ocak 1923’te imzalanan “Türk ve Rum Ahalinin Mübadelesine Dair Mukavelename” başlıklı bir belgeyle imdadına yetişi- yordu. Bu anlaşma, Yunanistan’ın bir milyon ve belki de daha fazla göç- mene yer açabilmek için Türkiye’nin, Helen Krallığı’nda yaşayan 450.000 Müslüman’ı kabul etmesi gerektiğine dair ısrarları sonucunda ortaya çıkmıştı. Şurası kesindir ki bu, tarihin en olağanüstü belgelerinden biriydi.

Dünyada halkların göçlerinin uzun geçmişi boyunca daha önce hiç 2.000.000 kişi, eğer geriye dönük hüküm uygulanabilseydi kesinlikle en az 3.000.000 kişi, bir kalem darbesiyle sürgün edilmemiş ve yeni bir vatan sahibi olmamıştı.

0 Comments

Leave a Comment

Your email address will not be published.

Kiralık Villalarımız Hakkında Bilgi Almak için sizi Aramamızı İster misiniz ?